

Hz. Şuayb, Medyen kavmini doğru yola sevk etmek için Allah tarafından görevlendirilmiştir. Daha sonrasında elçiye karşı gelen bu kavim Allah'ın gazabına uğramıştır.
Medyen kavmi, Ürdün yakınlarında bereketli toprakları, akarsuları ve halkının zenginlikleriyle bilinirdi. Ancak bu kavim hiçbir zaman Allah'a şükretmez, tüm nimetlerin ve rızkların O'ndan geldiğini düşünmezlerdi.
" Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.(Rum suresi 9)
Tarihte helak olmuş kavimlerin bir çoğu zengin ve bu dünyada istediklerine sahip oldukları için gücün kendilerinde olduğunu sanarak Allah'a rızıkları için şükretmezlerdi.
" Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkara sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?"(Araf Suresi 92-93)
Medyen halkı ticarette sürekli yalan dolan çevirip hileler yapıp öyle zengin olurlardı. Allah'ın izniyle Hz. Şuayb onları şöyle uyarmıştır.
" Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. "Eğer mü'minseniz, Allah'ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim."(Hud Suresi 85-86)
İnsanlar Allah'ın haram kıldığı yollardan zengin olabilirler ancak hiç bir zaman huzurlu ve mutlu olamazlar. Kur'an da belirtilen ve Allah tarafından helal olduğu bildirilen yollar insanlar için her zaman daha hayırlıdır.
" İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah Katında artmaz. Ama Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır." (Rum Suresi 39)
Tarihte helak kılınmış tüm kavimler, kendilerine verilmiş tebliğe rağmen inkar eden,başkalarının haklarına tecavüz eden ve ahiret hayatını bir kenara bırakıp dünyevi zevkler peşinde koşan insanlardan oluşmuştur. Medyen kavmi de bu kavimlerden biriydi. Hz. Şuayb dünya hayatına teslim olan ve ahiret hayatlarını hiçe sayan kavmini bir ayette şu şekilde uyarmıştır:
" Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik) Böylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin ve ahiret gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.".'" (Ankebut Suresi 36)
"Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil.""Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir."(Hud Suresi 89-90)
Medyen kavmi Allah'ın büyüklüğünü gerektirdiği gibi takdir etmezlerdi ve O'ndan çekinmezlerdi. Allah'tan korkmaları gerekirken onlar Hz. Şuayb'ın yakın çevresinden çekinmişlerdir.
"Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin." (Hud Suresi 91)
Buna karşılık Hz. Şuayb:
" Dedi ki: "Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah'tan daha mı üstündür ki, O'nu arkanızda-unutuluvermiş (önemsiz) bir şey edindiniz. Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır.""Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azap gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim. (Hud Suresi 92-93)
Hz. Şuayb ve onunla birlikte iman edenler tehditlere maruz kalmışlardır. Ya yurtlarından atılacaklardı ya da kavmin dinine yani putperestliğe inanacaklardı. İman edenlerin Hz. Şuayb'la görüşmemeleri için inkarcılar nöbetçiler dikmiş ve çirkin iftiralara başvurmuşlardı. İyice azgınlaşan kavim Şuayb'ı öldürmeye çalışmışlardı. Hz. Şuayb ise son ana kadar kavmini tevbe etmeye ve Allah'a iman etmeye çağırmıştır.
Ve onlar için azap vakti gelir. Dayanılmaz bir sesle sarsılır ve helak olurlar:
" Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah'ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi)" (Hud Suresi 94-95)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder